ÇATAL YÜREKLİ KAHRAMAN: TOPAL OSMAN (AĞA)

 

ÇATAL YÜREKLİ KAHRAMAN: TOPAL OSMAN (AĞA)

 

“Karadenizli milli kuvvetlerin başında “Osman Ağa” isminde bir kumandan bulunuyordu. Bunlar Karadeniz’den, Giresun’dan gelmişlerdi. Bir askeri kuvvet olarak hemen bütün muhaberelere sevk olundular. Muhaberelere iştirak ettiler, kahramanca cansiperane çalıştılar. Muhaberelerden sonra çok itibarlı ve çok fedakâr bir milis kuvveti oldular!”

 İsmet İNÖNÜ

 

Topal Osman Ağa namıyla bilinen Osman Ağa, 1883 yılında Giresun Hacı Hüseyin Mahallesinde doğdu. Babası Feridun oğlu Hacı Mehmet Efendi, annesi Zeynep Hanım’dır. Ailesi ticaretle uğraştığından durumları çok iyidir. Düzenli bir eğitim hayatı olmadı. 10-12 yaşlarında mahallede oyun oynarken, 20-30 kişilik arkadaşlarını o yönetir ve hep savaş oyununu seçerdi. Her zaman kumandanları o olurdu. Giresun'da ağırbaşlılığı, efendiliğiyle tanındı. Bu yüzden 15 yaşlarında ona "Ağa" denmeye başlandı.

Genç yaşta ticaretle uğraşmaya başladı. Deniz kenarında adı ‘Yalı Kahve ‘olarak bilinen kahvehane açtı. Evlilik çağına geldiğinde Pancaroğlu Hacı İsmail Ağa’nın kızı Hatun Hanımla evlenmiştir.

 

Balkan Savaşı çıktığında ailesi tarafından askerlik bedeli ödenmesine rağmen gönüllü müfreze toplayarak Balkan Savaşları’na katıldı. Savaşta göstermiş olduğu başarılarından dolayı Yarbaylık rütbesine kadar yükseldi. Çatalca-Çorlu civarında Bulgarlara karşı savaşırken diz kapağına bir şarapnel parçası isabet etti. Şişli Etfal Hastanesi’ne kaldırıldı. 9 ay kadar kaldığı hastaneden taburcu olup Giresun’a bastonla döndü ve bu tarihten sonra “Ağa” lakabına bir de “Topal” lakabı eklendi ve Topal Osman Ağa olarak anılmaya başlandı.

 

I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Ruslara karşı gönüllü olarak Teşkilat-ı Mahsusa müfrezelerine katıldı. Türk ordusunun Ruslar karşısında geri çekilmesi üzerine Harşıt savunmasında bulundu ve Rusları Harşıt Çayı’ndan öteye geçirmedi. Giresun’a döndüğünde Pontus’u Rumların yaptıkları kendisine anlatılmıştır. Belediye Reisi Dizdarzade Eşref Bey’den görevi devralmıştır. Uzun yıllar beraber yaşayan Ermeni ve Rum işgalci çetelerinin belini gönüllüler kurarak kırmış. Bu Rum ve Ermeni işgalci çeteler, Osman Ağa´yı şikâyet etmişlerdir. Mahkeme Osman Ağa ve arkadaşları hakkında tutuklama kararı çıkarmış, Trabzon Valisi Mehmet Galip (Gönç) Bey’e tutuklanmaları ve İstanbul’a gönderilmeleri hakkında talimat vermiştir. Bu duruma Giresun ileri gelenleri itiraz etmişler, İstanbul’a telgraflar çekerek istinat edilen suçların yalan olduğunu vurgulamışlardır, Trabzon Valisi Mehmet Galip Bey’in baskıları sonucu Kaymakam Nizamettin Beyle, Yolasığmazoğlu Hulusi Bey Osman Ağa’ya gizlice haber gönderdiler. Bunun üzerine Osman Ağa,  şehirden ayrılarak Şebinkarahisar yöresine yerleşmiştir. Bu sırada Giresunlular, artan Pontus baskılarına karşı Osman Ağa’dan yardım istediler. Bardağı taşıran son olay ise Rumların,  bugün Giresun Ticaret ve Meslek Lisesi olan o zamanlarda Taşkışla Rum Okulu olan yere mavi-beyaz renkte Pontus bayrağı dikmeleri olmuştur. Bunun üzerine Topal Osman Ağa, Şebinkarahisar’dan Giresun’a inerek Pontus  bayrağını  indirdi ve  yerine Türk bayrağı dikti.

 

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine Anadolu’da ilk tepki Giresun halkından  geldi. Camlı Çarşı'daki Cami-i Şerif’te toplanan binlerce Giresunlu, Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya’ya gönderilmek üzere bazı protesto mektupları hazırlamışlardı. Hükümete gönderdikleri telgrafta; al bayrağın göklerde dalgalanmasının devam etmesi ve Yunan işgaline boyun eğilmemesini istediler.

Yine Giresunlular Padişah'a çektikleri telgrafta ise: "Ey ulu hakan, tacından İzmir elmasını Türk kanlarıyla boyayarak koparıyorlar. Sıra yarın bizlere gelecek. Senelerce serhadlerde dolaşan biz Türkler ipte değil süngüde can vermek için hazırız. Semamızdan al bayrak alındığı gün zümrüd dağlarımıza kanlarımızla bir al bayrak serilecek, dökeceğimiz kanlara iştirak edecek, bayrağımıza taç giydirecek, Al-i Osman’ın kanını taşır, Orhan'ın, Ertuğrul'un bir oğlunu göndeririz." ifadeleri ile kan dökmeye hazır olduklarını ifade ediyorlardı.

Giresun'da yayınlanan Işık gazetesi de İzmir’in işgali üzerine hemen ertesi gün; "Göklerden şahikalar yağsa, dağlardan kanlı volkanlar fışkırsa, deniz taşsa da araziyi tufanlara boğsa idi, Türklüğe, âlem-i İslamiyet’e belki o kadar tesir göstermezdi. Hayat için ziya ne ise, Türklük için de İzmir aynı kıymeti, aynı meziyeti haizdir..." diyerek veciz bir şekilde ifade etmişti.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldikten sonra Topal Osman Ağa’ya haber göndererek buluşmak istediğini söylemiştir. Bu haber üzerine Topal Osman yanına aldığı arkadaşlarıyla birlikte 29 Mayıs 1919 tarihinde Havza´da Mustafa Kemal ile gizlice buluşmuştur.

Mustafa Kemal Osman Ağa’ya, ''Çok buhranlı günler yaşıyoruz. Ümitsiz değiliz. Bundan sonra el ele çalışacağız. Pontusluların Karadeniz kıyılarında neler yaptıklarını bir de erbabından, senin ağzından dinleyelim dedik.'' der.

Osman Ağa, Karadeniz sahillerindeki Rum Pontus ve Ermeni faaliyetleri hakkında ayrıntılı bir rapor sunar.

Mustafa Kemâl Paşa: -“Görüyorum ki, vatansever duyguları taşımaya gençliğinde başlamışsın. Senin bugünkü yolun, o günlerde açtığın çığırdan geliyor. Memleket kurtuluncaya, içinde bir tek iç ve dış düşman kalmayıncaya kadar çarpışmak zorundayız. Sen Karadeniz köy ve sahillerini koruyacaksın. Çeteni derme çatma bir kuvvet olmaktan çıkar, bir alay teşkil et. Bu alayın kumandanı da sen olacaksın. Pontus’ular hangi usulleri kullanıyorsa, siz de o usulleri çekinmeden kullanın. Vatanı kurtarmakta bu son şansımızdır. Bu mücadeleyi kaybedecek olursak, tarihten siliniriz. Pontus belâsının temizlenmesini tamamıyla senin tecrübeli ellerine bırakıyorum. Mademki Türk halkı tamamıyla seni destekliyor, git Giresun'da belediye başkanlığı koltuğuna otur. Şehir bilfiil senin ve adamlarının işgalinde olsun. Bunu yapabilir misin?

Topal Osman Ağa gülerek,  -“Ne demek Paşam? Çocuk oyuncağı bu! Orasını ele geçirmek sadece gün meselesidir. Hele sizin gibi bir kumandan arkamızda olduktan sonra, evvel Allah... Pontuslulara gelince, siz merak etmeyin. Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki, hepsi mağaralarda eşek arıları gibi boğulup gidecekler.”

Meclis-i Vükela, 7 Temmuz 1919’da Osman Ağa hakkında, 10 Kasım 1919’da da arkadaşları hakkında af kararı verdi. Osman Ağa ve arkadaşları bu tarihten sonra Giresun’a geldiler.

 

Mustafa Kemal Topal Osman Ağa’dan Giresun uşaklarından oluşan kendisinin korunmasında görev alacak bir muhafız birliği oluşturmasını istemiş, Ankara’ya getirilmesini rica etmişti. Mustafa Kemal’in muhafız birliğini oluşturacak “Kara Zıpkasılar” Ankara’ya geldiler ve görevlerine başladılar.

Osman Ağa, Giresun Müdafaa-i Milliye Başkanı ve Belediye Başkanı sıfatıyla Kasım 1920´de Ankara’ya gitmiş, gerekli emirleri aldıktan sonra Giresun'a dönerek, 12 Ocak 1921 tarihinde 42. ve 47. Gönüllü Alayların kurulması çalışmalarını başlatmıştır. Mart 1921´deki Koçgiri ayaklanması, Topal Osman Ağa komutasındaki 47. Gönüllü Alayının büyük katkıları ile bastırılmıştır. 42. Alayın başına ise Askerlik şubesi başkanı Hüseyin Avni Bey getirilmiş, Samsun'daki Pontus’u Rumların üzerine gönderilmiştir. Görevlerini başarı ile tamamlayan iki alay Samsun'da birleşerek Sakarya Cephesi’ne sevk edilmiştir. Sakarya Savaşında, Hüseyin Avni Bey de dâhil olmak üzere, 42. Alay'ın büyük bir kısmı şehit olmuştur. 47. Alay ise savaşın sonuna kadar çarpışmış, zaferi kutladıktan sonra Ankara'ya dönmüşlerdir.

 

Osman Ağa, 21 Aralık 1922’de Giresun’a döndü. Giresun’da kısa bir müddet kaldı. Mustafa Kemal Paşa’nın emri üzerine tekrar Ankara’ya gitti. Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey’in ölümünden sorumlu tutuldu ve çıkan çatışmada yaralı olarak sedyede iken Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı Tekçe tarafından vuruldu. (2 Nisan 1923). Cenazesi Giresun’a getirildi ve Giresun Kalesi’nde Kurban Dede’nin mezarının yanında defnedildi. Kılıç Ali Bey’in kabrin feci halini Mustafa Kemal Paşa’ya anlatması üzerine Mustafa Kemal Paşa ilgililere emir vererek Osman Ağa’nın mezarının kalenin en güzel yerine nakledilmesini sağladı (1925). Halen buradaki anıt mezarında ziyaretçilerini karşılamaktadır.

Topal Osman Ağa’nın ölümünden sonra Giresun halkı tarafından birçok ağıt yakılmıştır. Bunların içinde en bilineni “Şan verdi memlekete, unutulmasın adı/Topal Osman dediğin Giresun’un evladı.”

Giresun millî mücadelemiz açısından önemli bir mevki olmuştur. Ka­radeniz insanının tabiatına uygun bir şekilde hemen İzmir'in işgali ile başla­yan, Giresunluların vatanperver ve uyarıcı tepkileri milletimize manevi bir güç vermiştir. Giresun'da fiilî örgütlenme meydana gelmiş ve bir Pontus devleti kurmak isteyen Rumlara karşı amansız bir mücadele verilmiştir. Böylece Rumlara vurulan Türk tokadı ile uydurma Pontus devleti bir daha dirilmemek üzere mezara gömülmüştür. Hiç şüphesiz bu mücadelede Osman Ağa'nın faaliyetleri her türlü takdirin üstündedir.

“Kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için” Türk Tarihi’nde Topal Osman Ağa gibi nice isimsiz kahramanlar vardır. Vatan için, bayrak için şehit düşen tüm kahramanlarımızın ruhları şad olsun.

  HARUN YILMAZ /TARİHÇİ                                                                                                

 

 

 

Giresun, Giresun ilçelerinin en güncel haber sitesi Gurbettten Sılaya En Hızlı Yol sitesinden 16.08.2018 tarihinde yazdırılmıştır.